15 Aralık 2007 Cumartesi

Muhteşem Sunum

Petar Zdravkovskı- Penko öğrencisi olan Türkan Rüşid' in Bilgisayar dersinde yaptığı muhteşem sunum.

26 Kasım 2007 Pazartesi

BAĞLAÇLAR

Eş görevli kelimeleri, söz öbeklerini ve cümleleri biçim ve anlam yönünden bağlayan kelimelere bağlaç denir. Üç çeşittir:

  1. Kelime Bağlacı : Sadece kelimeleri bağlar. Cümleleri bağlayamaz. Türkçe’de kelime bağlacı “ile” dir. Ali ile Ayşe okula gittiler.

“İle” bağlacı “ve” bağlacının yerine kullanılabilir; fakat “ve” bağlacı hem kelimeleri, hem cümleleri bağlarken “ile” bağlacı sadece kelimeleri bağlayabilir. Ali ile Ayşe gitti. / Ali ve Ayşe gitti.

  1. Cümle Bağlaçları : Sadece cümleleri bağlayabilen bağlaçlardır. Bu bağlaçlar kelimeleri bağlayamaz. Başlıcaları şunlardır: Ama, fakat, ancak, lâkin, yalnız, halbuki, varsayalım, diyelim, çünkü, mademki, madem, değil mi ki, ola ki, oysa, hiç olmazsa, hiç değilse, hoş, bununla birlikte, kaldı ki, ne var ki, şu var ki, yeter ki, nedir ki, gerçi, her ne kadar..
  1. Ortak Bağlaçlar: Hem kelimeleri, hem de cümleleri bağlayabilen bağlaçlardır. Ortak bağlaçların çeşitleri şunlardır:
    1. Sıralama Bağlacı (ve) : Eş görevli kelimeleri ve birbirini izleyen cümleleri bağlar. Ali ve Ayşe derslerine çok iyi çalışır. / Sabah erkenden kalktım ve okula gittim.
    2. Eş Değerlik Bağlaçları (ya da, veya, yahut, veyahut): Bu parayı Ali ya da Ahmet alsın. / Çarşıdan kitap yahut dergi alalım.
    3. Yineleme Biçimli Bağlaçlar (Ya...ya, gerek...gerek, da...da, ister...ister, hem...hem, ha...ha, ama...ama, ne...ne) : İster gel, ister gelme / Hem geziyor hem canı sıkılıyor / Sınıftan ya Ahmet’i ya Murat’ı çağır.


NOT: “Ne...ne” bağlacı olumsuzluk bildirir. Bu nedenle bu bağlacın bulunduğu cümlelerde fiiller genellikle olumludur. Bu kurala halk arasında günlük konuşmalarda pek uyulmaz. Böylece dil yanlışı olur.

Ne geldi, ne aradı. (Doğru) / Ne Ahmet, ne Ali geldi. (Doğru) / Ne Ahmet, ne Ali gelmedi. (Yanlış)

NOT : “DE” Bağlacı Cümleye Şu Anlamları Katar:

  1. Usanma :Yaz da yaz, biteceği yok.
  2. Küçümseme: Bizimki okuyacak da, adam olacak.
  3. Devamlılık: Çenesi açıldı mı, konuşur da konuşur.
  4. İnat: Çocuk: “Balon da balon!” diye tutturdu.
  5. Şart: Başarı, çalışılıp da kazanılır.
  6. Aşırılık: Kızımız pek de güzelmiş.
  7. Korkutma: Yerinden kalk ta göreyim.
  8. Azar: Adam ol da öyle konuş!
  1. Aşırı övünme: Şu şiiri okuyayım da bir görün!
  2. Sebep-sonuç: Önüne bakmadın da çiğnedin.
  3. Memnunluk: Ne iyi etmişim de, seninle tanışmışım!
  4. Aşırı Beğenme: Araba da arabaymış ha!

NOT: “İle” hem edat hem bağlaçtır. “İle” çıkarılıp yerine “ve” getirildiğinde cümlenin anlamı bozulmuyorsa bu durumda “ile” bağlaçtır. Cümlenin anlamı bozuluyorsa edattır.

Babam ile pazara gittik. (Edat) / Babam ile annem çarşıya gitti. (Bağlaç)

Bazı cümlelerde “ile” den sonra virgül getirilirse, bağlaç olan “ile” edata dönüşür:Fatih ile Ali’ye haber gönderdim. (Bağlaç) / Fatih ile, Ali’ye haber gönderdim. (Edat)

NOT : Bağlaçlar cümlede tek başlarına öğe olmaz. Ancak başka öğelerin içinde yer alabilir. Kantinden simit ve çay aldım. (Belirtisiz Nesne)

Erkenden kalktım ve okula gittim. (Cümle dışı unsur)

Sen de al. (Cümle dışı unsur)

ÖZET :

BAĞLAÇ: Edat gibi bağlaçların da tek başlarına anlamları yoktur. Bağlaçların görevi eş görevli kelime ve kelime gruplarını ya da anlamca ilişkili cümleleri birbirine bağlamaktır.

Başlıca Bağlaçlar: Ve, ile, ki, dahi, bile, ama, fakat, lâkin, yahut, ya da, ise, ancak, yalnız, nitekim, meğer, meğerse, çünkü, mademki, ne...ne, hem...hem, oysa..

Bağlaçların Özellikleri: 1.Bağlaçlar, bağlama görevi yaparken cümleye anlamlar da katabilir. (Sana söyleyeceğim ama kimseye söylemeyeceksin) (Şart anlamı) 2. Bağlaçlar cümle dışı unsurlardır. Cümlenin öğeleri bulunurken cümle dışı tutulurlar.


ÖRNEK SORU:
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ile” kelimesi bağlaç görevindedir? (1986-FL-1)

A) Okula kitaplar ile geliniz.

B) Acele ile yapılan işler hep yarım kalır.

C) Kazancı ile geçinmeyi denemiyor.

D) Gelmeleri ile gitmeleri bir oldu.

Çözüm: “İle” bağlaçsa yerine “ve” bağlacını getirebilirdik. Seçeneklerde “ile” yerine “ve” koyduğumuzda D şıkkındaki cümlenin anlamının bozulmadığını görürüz. Cevap D’dir.


ÖRNEK SORU: “Kadar” kelimesi aşağıdaki cümlelerin hangisinde “büyüklüğünde” anlamında kullanılmıştır? (1992-KS)

A) Dağın eteğine elli kadar çadır kurulmuş.

B) Annem sabaha kadar uyuyamamış.

C) Evlerinin önü de içi kadar temizdi.

D) Bütün gün avuç içi kadar yer çapalayabildi.

Çözüm: Seçeneklerde “kadar” kelimesi gördüğümüz yere “büyüklüğünde” kelimesini getirelim. D şıkkında cümlenin anlamını yitirmediğini göreceğiz. Cevap D’dir.

EDATLAR (İLGEÇLER)

Tek başına tam anlamı olmayan, kendisinden önce ve sonra gelen kelimeler arasında değişik anlam ilgileri kuran kelimelere edat denir.

Türkçe’de başlıca edatları ve kurdukları anlam ilgilerini şöylece anlatabiliriz:

  1. Araç İlgisi (İle) : Okula otobüsle gitti.
  2. Durum İlgisi (İle) : Annesine özlemle sarıldı.
  3. Birliktelik İlgisi (İle) : Babasıyla pazara gitti.
  4. Sebep/sonuç ilgisi (İle, için, diye, -den ötürü, -den dolayı) : Sen geldin diye bayram yaptık. / Okuyamadığından ötürü çok hayıflanırdı.
  5. Benzerlik ve karşılaştırma ilgisi (gibi, kadar, sanki) : Aslan gibi adamdır./ Sanki kurumuş bir çiçekti. / Cennet kadar güzel ülkemiz...
  6. Amaç ilgisi (için, üzere, -a, -e) : Seni görmek için Eskil’e geldim. / Onu görmeye geldim.
  7. Görelik ilgisi (göre, için, -ce) : Bana göre sen daha iyisin. / Bence şu güzel.
  8. Özgülük İlgisi (yalnız, ancak, için) : Bu sorunu ancak sen çözebilirsin. /Bu soruyu yalnız Zehra çözer.
  9. Özgülük İlgisi (-den beri, -den önce, -den sonra, -e kadar, -e değin, -e karşı, -e doğru) : Dünden beri geziyoruz. / Akşama değin çalıştı.
  10. Yer/yön İlgisi (-e kadar, -e dek, -e doğru, -e karşı, -den yana, -den öte) : Adam pazara doğru gitti. / Ben çarşıya kadar gidip geleceğim.

Edatlarla İlgili Bilgiler

  1. “İle” kelimesi eş görevli kelimeler arasında kullanılırsa “ve” anlamına gelir ve bağlaç olur. Babamla çarşıya gittik. (Edat) / Babam ile annem çarşıya gitti. (Bağlaç)
  2. “Gibi” edatıyla kurulan öbekler bazen isim, bazen sıfat, bazen zarf göreviyle kullanılır. Benim kardeşim aslan gibidir. (İsim) / Zehir gibi zekası vardı. (Sıfat) / Bülbül gibi şakıdı. (Zarf)
  3. “Gibi” edatı, yüklemden sonra kullanılırsa, cümleye olasılık anlamı kazandırır. Bu müteahhit işi bitirmeden kaçacak gibi.
  4. “Gibi” kelimesi iki kelimenin ortasına gelerek bir öbek oluşturursa, bu öbekler özne, nesne ve dolaylı tümleç olabilir. Gül gibi kızı ağlattılar. (Belirtili Nesne)
  5. “Sanki” kelimesi bazen “gibi” kelimesinin yerini tutar. Bu durumda bu iki kelimenin aynı cümlede kullanılması anlatım bozukluğuna yol açar.

Sanki kurumuş bir çiçekti. (Doğru)

Kurumuş bir çiçek gibiydi. (Doğru)

Sanki kurumuş bir çiçek gibiydi. (Yanlış)

  1. “-ce, -cesine, -si, -imsi, -cileyin” ekleri “gibi” edatının yerini tutabilir. Arabayı delice sürdü. / Elbisesinin rengi yeşilimsiydi.
  2. “Kadar” edatı, “gibi” edatının yerini tutabilir. Pamuk kadar beyaz elleri vardı. (Gibi)
  3. “Kadar” edatı, “eşitlik, benzerlik, yaklaşıklık” anlamları verebilir. Ali de Veli kadar çalışkandır. (Eşitlik)
  4. “Kadar” edatı, “bu, şu, o, ne” kelimeleriyle öbekler oluşturarak sıfat veya zarf görevini üstlenir. Şu kadar hesap (Sıfat) / Ne kadar güzel ev (Zarf)

10. “Kadar” edatı isim çekim eklerini aldığında isim olur. Bu kadarını beklemiyordum.

11. “İçin” edatı bazen karşılık anlamında kullanılır. Bu kadar yorgunluk için bu para az.

12. “İçin” edatı “uğruna” kelimesinin yerini tutabilir. Dedelerimiz vatan için çarpışmışlar.

13. “Üzere” edatı “için” edatının yerini tutabilir. Eve gitmek üzere yola çıktılar.

14. “Üzere” edatı, “amaç, şart, gibilik, yaklaşıklık” anlamları verebilir. Konuşma yapmak üzere ayağa kalktı. (Amaç) / Söylediğiniz üzere yaptım. (Gibi)

15. “Mi” edatının cümleye değişik anlamlar katar. Bu edat hangi anlamda kullanılırsa kullanılsın mutlaka ayrı yazılır. Cümleye kattığı başlıca anlamlar şunlardır:

a) Soru : Ali okula geldi mi?

b) Zaman : Öğle oldu mu herkes acıkıyor.

c) Pekiştirme : Onun arabası var, güzel mi güzel.

d) Olumsuzluk: Ben başarılı olmaz mıyım?

e) Rica: Şu kitabı uzatır mısın?

f) Kesinlik: Yapmaz olur muyum?

g) Şaşma : Bu havada ceket giyilir mi?

h) Şart : Çalıştın mı başarırsın.

i) Alay: Bizimki okuyor mu okuyor.

ÖZET :

Edat: Tek başlarına anlamı olmayan, cümle içinde kullanıldığında yan yana geldiği kelimeyle anlam ilişkisi kuran kelimelerdir.

Bazı edatlar şunlardır: “İle, -e kadar, gibi, için, yalnız”

Edatların Özellikleri: 1.İsim ve isim soylu kelimelerle yan yana gelip, edat grubu oluştururlar. (Çarşıya Ali ile çıktık.) (Edat grubu) 2. Edatlar cümlede zarf veya sıfat görevi üstlenebilirler:Sabaha kadar gözüme uyku girmedi. (Zarf) / Bacak kadar çocukla tartışıyor. (Sıfat)


EDAT İLE BAĞLACIN KARIŞTIRILMAMASI

  1. Edatlar cümlenin bir öğesi olurken, bağlaçlar bir öğe özelliği göstermez. (Öğe içinde yer alabilirler). Sabaha karşı eve gelmişlerdi. (Edat-Zarf Tümleci) / Kitapları ve defterleri çantasına koydu. (Nesne) (“Ve” bağlacı nesneleri birbirine bağlamıştır.)
  2. “İle, yalnız, ancak” gibi kelimeler hem edat hem bağlaç görevinde kullanılabilir. Cümle içindeki anlamı bu nedenle önemlidir. Ayrıca şu pratik yolla bu kelimelerin edat mı, bağlaç mı olduğunu anlayabiliriz:
    • “İle” yerine “ve” getirilebiliyorsa; “ile” bağlaçtır. Defter ile kalemi çantaya koydum. / Arkadaşları ile konuşmuyordu. (Birincisinde “ve” gelebildiği için bağlaç; ikincisinde “ve” kullanılamadığı için edattır.)
    • “Yalnız, ancak” kelimeleri yerine “ama” bağlacı getirilebiliyorsa, bu kelimeler bağlaçtır. “Sadece” kelimesi getirilebilirse bu kelimeler edat olur. Almak isterim ancak param kalmadı. / Bu işi ancak sen yapabilirsin.

3. Edatlar cümleden atılamaz. Cümle anlamsızlaşır. Bağlaçlar cümleden çıkartılınca cümlenin anlamı daralsa da cümle anlamsızlaşmaz. Senin gibisini görmedim. / Senin görmedim. (Cümle anlamsızlaştı. Bu nedenle “gibi” edattır.) Koştum ama yetişemedim. / Koştum yetişemedim. (Cümle anlamını pek kaybetmedi. Bu nedenle “ama” bağlaçtır.) DİKKAT! Bu özellik her zaman için geçerli olmayabilir...