Dinimizi Öğrenelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dinimizi Öğrenelim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mayıs 2008 Perşembe

“Nur Dede anlatıyor -3-” kitabından :


PEYGAMBERIMIZIN EDEBI VE AHLÂKI NASILDI
“Edebin her çeşidini Cenab-ı Hak, Sevgili Peygamberimizde toplamıştır. Onun sünettini terk eden,edebi terk eder”
Edep ne demektir,ne anlama gelir?
Edep,güzel ahlâktır.
Edep,herkesle iyi geçinmektir,güzel konuşmaktır.
Edep,tatlı dilli güler yüzlü olmaktır.
Edep,nezakettir,zarif olmaktır.Inceliktir,ince ruhlu olamktır.Katı ve kırıcı olmamaktır.
Edep,adalettir,âdil olmaktıröherkese eşit davranmaktır, her şeye hakkını vermektir.
Edep,latif olmaktır,insanlara yumuşak davranmaktır,gönül almaktır,kalp kazanmaktır.
Edep,merhamettir,şefkattir,acımaktır,acıları paylaşmaktır,merhametli olmaktır.
Sonuç olarak,edep,insan olarak hoşumuza giden her türlü davranıştır.Her türlü insani güzelliklerdir.
İşte Yüce Rabbimiz,edebin her türlüsünü,bütün çeşitlerini,bütün kısımlarını Peygamber Efendimiz(as)ın üzerinde toplamıştır.


Kur’ân’ın övdüğü gibi,”Muhakkak ki Sen çok büyük bır ahlâk üzerindesin.”
Yani,Peygamberimizin ahlâkın özel olarak Cenab-ı Hak övüyor,yüceltiyor,takdir ediyor.
Çünkü Peygamberimize(as) güzel ahlâkı ve edebi doğrudan doğruya öğreten Odur.
Peygamberimiz(as) bu konuda der ki:
“Bana edebi Rabbim öğretti,en güzel edebi bana O verdi”
Peygamberimizi özel olarak Rabbi yetiştirdi.
Peygamberimiz(asm), Allah’ın özel eğitiminden geçti.
Peygamerimize her şeyi Rabbi öğretti.
Bunun için Peygamberimiz hiçbir insandan ders almadı,hiçbir din adamından bir şey öğrenmedi.
Güzel ahlakin tamamini,her cesidini Cenab-ı Hak, Peygamberimizin şahsında bir araya getirmiştir.
Bunun içindir ki, Peygamberimizin ahlâkı mucizedir.Hiçbir kimse Onun ahlâkına ve edebine yetişemez.
Herkes Onu taklit eder,Onun gibi olmaya çalışır, Onun yaptıklarını yapmaya gayret eder .
Ona ayna olmak ister,Ona bakarak kendine çekidüzen verir.
Onun hayatından kendi hayatına güzellikler yansıtır. Ona bakarak güzelleşir, güzelliğini arttırır.
Çünkü Peygamberimizin her hali mükemmeldi,her davranışı üstünde,her hareketi olgundu, her yönü idealdi,her yanı yüksek seviyedeydi.

Peygamberimiz cok merhametli bir insandi.Kadınlara,çocuklara,kimsesizlere, öksüzlere yetimlere,hayvanlara çok merhametli ve çok şefkatli idi.
Özellikle,çocukları çok severdi.Torunu Hz.Hasan ve Hüseyin’i bazen kucağına alarak namaz kılardı.Omuzlarına ve sırtına alır,gezdirirdi.
Peygamberimizin genç sahabilerinden Hz.Enes anlatıyor: “Bir defasında Peygamber Efendimiz secdede iken Hasan ve Hüseyin geldiler,sırtına çıktılar:ininceye kadar Peygamberimiz secdeyi uzattı.
Oradakiler sordu:
“Ya Resulallah,secdeyi uzatmiş olmadınız mı?”
“Oğlum sırtıma çıkınca acele etmekten çekindim.”
Peygamberimiz,sokakta çocukları görünce hemen yanlarına varır,selam verir, hallerini hatırlarını sorardı.Eline taze,yeni çıkmış,turfanda bir meyve geçince önce çocuklara ikram ederdi.
Peygamberimiz çok cömert bir insandı.Özellikle fakir ve yoksulları görür gözetir, ihtiyaçlarını karşılar.
Kapısına birisi gelir,bir şey isterse, kendi ihtiyacı olduğu halde yemez, ona verirdi, giymez, onu giydirirdi.
Peygamberimiz eline geçen her şeyi dağıtırdı.Elinde ve evinde dünyalık bir şey bulundurmazdı.
Kenarda köşede akşamdan bir şey kaldığını öğrense hemen onu bir ihtiyaç sahibine gönderirdi.
Peygamberimiz her şeyini Allah yolunda harcardı.Geride hiçbir şey bırakmazdı.

Peygamberimiz cok mütevazi bir insandı.Kimseye üstten bakmaz, kendisini sahabilerden ayırt etmezdi.Onlardan birisi gibi yaşardı.
Ortak iş yapılacağı zaman hemen kendisi de görev alırdı.
Yoldaydılar.Peygamberimiz Sahabilerinden bir koyun kesip pişirmelerini istedi.Sahabilerden birisi öne çıktı:
“Ya Resulallah,koyunu kesmek benim üzerime olsun”dedi.
Bir başkası ileri atıldı:
“Ya Resulallah,pişirmesi de benim üzerime olsun”
Başka bir sahabi hizmete talip oldu:
“Onu yüzmesi de benim üzerime olsun”dedi.Kendi aralarında görev bölümü yaptılar.
Peygamberimiz de, “odun toplamak da benim üzerime olsun”diyerek katılmak istedi..
Sahabiler buna razı olmak istemediler:
“Ya Resulallah,biz sizin yapacağınız işi de görmeye yeteriz.Sizin çalışmanıza ihtiyaç yoktur” dediler.
Bunun üzerine Peygamberimiz eşsiz tevazuunu göstererek şöyle buyurdu:
“Sizin benim işimi de göreceğinizi ve yeterli olacağınızı biliyorum,fakat ben size karşı ayrıcalıklı bir durumda bulunmaktan hoşlanmam.Çünkü,ALLAH,kulunu sahabileri arasında ayrıcalıklı durumda görmekten hoşlanmaz.”

Peygamberimiz çok nazik bir insandı.Çok efendiydi.Çok ince ruhlu idi.Onun nezaketini en yakinlarından dinliyoruz.
Efendimizin hanımı Hz.Aişe annemiz diyor ki:
“Peygamberimizden daha güzel ahlâka sahip hiç kimse yoktur.Ashabından ve ailesinden birisi kendisine seslenince,”Buyrun,efendim” diye cevap verirdi.
“Bu sebeple ALLAH,Ona “Sen yüksek ahlâk üzeresin” buyurmuştur.”

On senesini Peygamberimizin yanında geçen Hz.Enes diyor ki:
“Peygamberimiz,kendisine bir şey soranı can kulağıyla dinlerdi.Soruyu soran yanından ayrılmadıkça,onu terk etmezdi.”
“Peygamberimizle bir kimse tokalaşırsa veya bir kimse tokalaşmak için elini uzatınca,karşısındaki kişi elini çekmeden Peygamberimiz elini çekmezdi.
“Biriyle yüz yüze gelince,karşındaki yüzünü dönüp ayrılmadıkça Peygamberimiz o kimseden yüzünü çevirmezdi.Önüne oturan kimseye hiçbir zaman ayaklarını uzatmazdı.Karşılastığı kimseye önce kendisi selam verirdi.Ashabıyla tokalaşmaya önce kendisi başlardı.
“Kendisini ziyarete gelenlere ikramda bulunurdu.Oturmaları için çok kere hırkasını yere sererdi.Bazen de altındaki minderi misafire verir,üzerine oturması için işaret eder,kendisi açık yere otururdu.”
Peygamberimizin ahlâk güzelliğini ve edep üstünlüğünü anlatmakla bitiremeyiz. Onun ahlâkı ve edebi hakkında ciltler dolusu kitaplar yazılmış,binlerce konferans verilmiş,binlerce şiir yazılmıştır.
Ne mutlu bize ki böyle bir Peygamberimiz vardır.


(On Birinci Lem’a’dan)

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Esmâ-ül Hüsnâ



Esmâ-ül Hüsnâ, Allah'ın güzel isimleri demektir.
Bir âyet-i kerîmede:"En güzel isimler O'nundur (Allah'ındır)" (Haşr: 24) buyurulmaktadır. Diğer bir âyette de; en güzel isimlerin Allah'a ait olduğu belirtildikten sonra, bu isimlerle dua edilmesi tavsiye olunmaktadır (A'râf: 180). Esmâ-ül Hüsnâ ile ilgili olarak Buhârî ve Müslim'de: "Allah'ın 99 ismi vardır. Kim bunları ezberlerse (îman eder ve ezbere sayarsa) Cennete girer" buyurulmuştur. "Kim bunları (Esmâ-ül Hüsnâ'yı) mânâlarını anlayarak sayar, bunlarla Allah'ı zikrederse Cennete girer."
Allah: Her ismin vasfini ihtiva eden öz adi.
Er-Rahmân: Dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, sefkat gösteren, ihsân eden.
Er-Rahîm: Âhirette, müminlere aciyan.
El-Melik: Yaratici, kâinatin sahibi.
El-Kuddûs: Her noksanliktan uzak .
Es-Selam: Her tehlikeden selâmete çikaran.
El-Mümin: Imân nûrunu veren.
El-Müheymin: Her seyi görüp gözeten.
El-Aziz: Mutlak gâlip, karsi gelinemez.
El-Cebbâr: Diledigini yapan ve yaptiran.
El-Mütekebbir: Büyüklükte esi yok.
El-Halik: yaratan, yoktan var eden.
El-Bari: her seyi kusûrsuz yaratan.
El-Musavvir: Varliklara sûret eden. Onlari birbirinden ayiran özellikte yaratan.
El-Gaffar: Günâhlari magfiret eden.
El-Kahhâr: Her istedigini yapacak güçte.
El-Vehhâb: Karsiliksiz ni'met veren.
Er-Razzâk: Her varligin rizkini veren.
El-Fettâh: Her türlü sikintilari gideren.
El-Alim: Gizli açik, geçmis, gelecek her seyi, ezeli ve ebedi ilmi ile çok iyi bilen.
El-Kâbid: Riziklari daraltan, ruhlari alan.
El-Basit: Riziklari genisleten, ruhlari veren.
El-Hafid: Kafir ve facirleri alçaltan.
Er-Rafi: Seref verip yükselten.
El-Mu'iz: Diledigini aziz eden.
El-Müzil: Diledigini zillete düsüren.
Es-Semi: Mükemmel isiten.
El-Basir: Gizli açik, her seyi iyi gören.
El-Hakem: Mutlak hakim, hakki batildan ayiran.
El-Adl: Mutlak adil, yerli yerinde yapan.
El-Latif: Lütfeden, her seye vakif.
El-Habir: Her seyden haberdar.
El-Halim: Cezada acele etmeyen, hilm sahibi.
El-Azim: Büyüklükte benzeri yok.
El-Gafûr: Affi, magfireti bol.
Es-Sekûr: Az amele, çok sevap veren.
El-Alî: Yüceler yücesi.
El-Kebir: Büyüklükte benzeri yok.
El-Hafîz: her seyi koruyucu olan.
El-Mukit: Her çesit rizki yaratan.
El-Hasib: Kullarin hesabini en iyi gören.
El-Celil: Celal ve azamet sahibi.
El-Kerim: Keremi bol, karsiliksiz veren.
Er-Rakîb: Her varligi her an gözeten.
El-Mucib: Dualari kabul eden.
El-Vasi: Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her seyi ihata eden.
El-Hakim: Her seyi hikmetle yaratan
El-Vedûd: Igligi seven, iglik edene ihsan eden. Sevgiye layik olan.
El-Mecid: Zati serefli, ni'meti, ihsani sonsuz.
El-Ba'is: Peygamber gönderen, mesherde ölüleri dirilten
El-Sehid: Her an her yerde hazir ve nazir.
El-Hak: Varligi degismeden duran. Var olan, hakki ortaya çikaran.
El-Vekîl: Kullarin islerini bitiren.
El-Kavi: Kudreti en üstün ve hiç azalmaz.
El-Metîn: Kuvvet ve kudret menbai.
El-Velî: Müminleri seven, yardim eden.
El-Hamîd: Hamd ve senâya lâyik.
El-Muhsî: Varliklarin sayisini bilen.
El-Mübdi: Maddesiz, örneksiz yaratan.
El-Mu'îd: Yarattiklarini yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.
El-Muhyî: Mahluklara can veren.
El-Mümît: Her canliya ölümü tattiran.
El-Hayy: Ezeli ve ebedi bir hayat ile diri.
El-Kayyûm: Zati ile kâim, Mahlûklari varlikta durduran.
El-Vâcid: Hiçbir sey kendine gizli degil.
El-Mâcid: Keremi, ihsâni bol olan.
El-Vâhid: Zât, sifat ve fiillerinde benzeri ve ortagi olmayan, tek olan.
Es-Samed: Hiçbir seye ihtiyaci olmayan, herkesin muhtaç oldugu merci.
El-Kâdir: Kudret sahibi, diledigini yapan.
El-Muktedir: Diledigi gibi tasarruf eden, her seyi kolayca yaratan, kudret sahibi.
El-Mukaddim: Serefte birini öne alan.
El-Muahhir: Dilediklerini tehir eden.
El-Evvel: Ezelî, varliginin baslangici yok.
El-Âhir: Ebedî, varliginin sonu yok.
Ez-Zâhir: Yarattiklari ile varligi açik.
El-Bâtin: Aklin tasavvurundan örtülü.
El-Valî: Bütün kâinati idare eden.
El-Müteâlî: Son derece yüce.
El-Ber: Iyilik ve ihsâni bol.
Et-Tevvâb: Tevbeleri kabûl eden.
El-Müntekim: Âsilere cezâ veren.
El-Afüvv: Affi çok, günahlari yok eden.
Er-Raûf: Çok merhamet eden, sefkatli.
Mâlik-ül Mülk: Mülkünde hâkim.
Zül-Celâli vel Ikrâm: Celâl, azamet, seref, kemâl ve ikrâm sahibi.
El-Muksit: Mazlûmlarin hakkini alici.
El-Câmi: Iki ziddi bir arada bulunduran.
El-Ganî: Ihtiyâçsiz. Her sey Ona muhtaç.
El-Mugnî: Ihtiyaç gören, fazliyla doyuran.
El-Mâni: Dilemediklerine mani olan.
Ed-Dâr: Elem, zarar verenleri yaratan.
En-Nâfî: Menfaat veren seyleri yaratan.
En-Nûr: Zati açik ve âlemleri nûrlandiran.
El-Hâdî: Hidâyet veren.
El-Bedî: Misâlsiz, örneksiz yaratan.
El-Bâkî: Varligi ebedî olan.
El-Vâris: her seyin asil sahibi olan.
Er-Resîd: Irsâda muhtaç olmayan.
Es-Sabûr: Cezâ vermede, acele etmez

16 Kasım 2007 Cuma

RESİMLERLE NAMAZIN KILINIŞI










SABAH NAMAZININ FARZININ KILINIŞI

Birinci Rek'at:
1) Ayakların arası dört parmak açıklıkta ve parmak uçları kıbleye doğru gelecek şekilde ayakta kıbleye dönülür.
2) İkamet getirilir. (Erkekler için)

Niyet:
3) "Niyet ettim Allah rızası için bugünkü sabah namazının farzını kılmaya" diye niyet edilir.
İftitah Tekbiri:
4) "Allahü Ekber" diyerek iftitah tekbiri alınır.

RESİM-1

Erkekler tekbir alırken; ellerin içi kıbleye ve parmaklar normal açıklıkta bulunur. Başparmaklar, kulak yumuşağı hizasına gelecek şekilde eller yukarıya kaldırılır.

RESİM-2
Kadınlar tekbir alırken; ellerinin içi kıbleye karşı, parmaklar normal açıklıkta ve parmak uçları omuz hizasına gelecek şekilde ellerini yukarıya kaldırır.

Kıyam:
5) Tekbirden sonra eller bağlanır. Ayakta iken secde edilecek yere bakılır
.
6) Ayakta sırasıyla:
a- Sübhaneke,
b- Eûzü-besmele,

c- Fatiha Sûresi,
d- Kur'an'dan başka bir sûre daha okunur.

RESİM-3

Erkekler, sağ elin avucu, sol elin üzerinde ve sağ elin baş ve küçük parmakları sol elin bileğini kavramış olarak ellerini göbek altında bağlarlar.

RESİM-4

Kadınlar, sağ el sol elin üzerinde olacak şekilde ellerini göğüs üstüne koyarlar. Erkeklerde olduğu gibi sağ elin parmakları ile sol elin bileğini kavramazlar.
Rükû:
7) "Allahü Ekber" diyerek rükûa varılır ve burada üç defa "Sübhâne Rabbiye'l-azim" denilir. Rükû'da iken ayakların üzerine bakılır.
RESİM-5
Erkekler, rükûda, parmakları açık olarak elleri ile
dizlerini tutup sırtını dümdüz yaparlar. Dizlerini ve dirseklerini dik tutarlar.

RESİM-6

Kadınlar, rükûda, sırtlarını biraz meyilli tutarak erkeklerden daha az eğilirler. Ellerini (parmaklarını açmayarak) dizleri üzerine koyarlar ve dizlerini biraz bükük bulundururlar.


Rükûdan Kalkış:

8) "Semiallâhü limen hamideh" diyerek rükûdan kalkılır ve ayakta "Rabbenâ leke'l-hamd" denilir.

RESİM-7
Erkeklerin, rükûdan kalkıp doğrulması.



RESİM-8
Kadınların, rükûdan kalkıp doğrulması.




Secde:
9) "Allahü Ekber" diyerek secdeye varılır. Secdeye inerken önce dizler,
sonra eller, daha sonra da alın ve burun yere konur. Secdede baş iki elin arasında ve hizasında bulunur. Secdede iken ayaklar kaldırılmaz. Secdede burun kenarlarına bakılır. Burada üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-â'lâ" denilir.

RESİM-9
Erkekler, secdede dirseklerini yanlarından uzak, kollarını yerden kalkık bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerinde dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.
RESİM-10
Kadınlar
, secdede kollarını yanlarına bitişik halde bulundururlar. Ayaklar, parmaklar üzerine
dik tutulur ve parmak uçları kıbleye gelecek şekilde yere konur.


İki Secde Arası Oturuş:

10) "Allahü Ekber" diyerek başını secdeden kaldırıp diz üstü oturulur. Otururken, parmaklar dizlerin
hizasına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır. Burada "Sübhânellah" diyecek kadar kısa bir an oturulur.

RESİM-11
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.

RESİM-12
Kadınlar
, ayaklarını yatık olarak sağ tarafına
çıkarır ve öylece otururlar.


11) "Allahü Ekber" diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç defa "Sübhâne
Rabbiye'l-â'lâ" denilir.
12) "Allahü Ekber" diyerek secdeden ayağa (ikinci rek'ata) kalkılır ve eller bağlanır. (Resim : 3-4)
Secdeden kalkarken; Önce baş, sonra eller, daha sonra eller dizler üzerine konularak, dizler yerden
kaldırılır.
İftitah tekbirinden itibaren buraya kadar yapılanlara "bir rek'at" denir.

İkinci Rek'at:
1) Ayakta sırasıyla;

a- Besmele,
b- Fatiha sûresi,
c- Kur'an'dan başka bir sûre daha okunur.

2) Birinci rek'atte olduğu gibi "Allahü Ekber" diyerek rükûa varılır ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-azim" denilir.
(Resim: 5-6)
3) "Semiallâhü limen hamideh" diyerek ayağa kalkılır ve ayakta "Rabbenâ leke'l-hamd" denilir. (Resim : 7-8)
4) "Allahü Ekber" diyerek secdeye varılır. Burada üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-â'lâ" denilir. (Resim: 9-10)
5) "Allahü Ekber" diyerek secdeden kalkılıp dizler üzerine oturulur. Burada "Sübhânellah" diyecek kadar kısa bir an oturulur. (Resim: 11-12)
6) Sonra "Allahü Ekber" diyerek ikinci defa secdeye varılır ve üç kere "Sübhâne Rabbiye'l-â'lâ" denilir.
Ka'de-i ahire (Namazın sonunda oturuş):
7) "Allahü Ekber" diyerek secdeden kalkıp oturulur. Otururk
en, el parmakları dizlerin hizasına gelecek şekilde eller uylukların üzerine konur ve kucağa bakılır.
8) Oturuşta sırasıyla;
a- Ettehiyyatü,
b- Allahümme salli,

c- Allahümme bârik,
d- Rabbenâ âtina.... duaları okunur.

RESİM-13
Erkekler, sol ayağını yere yayarak onun üzerine oturur, sağ ayak parmakları kıbleye yönelmiş durumda dik tutulur.

RESİM-14
Kadınlar, ayaklarını yatık olarak sağ tarafa çıkarır ve öylece otururlar.



Sağ tarafa selâm verilişi:

9) Önce başını sağa çevirerek "Esselâmü aleyküm ve rahmetûllâh" denir. Selâm verirken omuzlara bakılır.


RESİM-16
Erkeklerin, sağ tarafa selâm verişi.

RESİM-17

Kadınların, sağ tarafa selâm verişi.





Sol tarafa selâm verilişi:

10) Sonra başını sola çevirerek "Esselâmü aleyküm ve rahmetûllâh" denilir. Böylece iki rek'at namaz tamamlanmış olur.



RESİM-18
Erkeklerin, sol tarafa selâm verişi.



RESİM-19
Kadınların
, sol tarafa selâm verişi.


DUA
Dua ederken, eller göğüs hizasına kaldırılır. Elle göğe doğru açılarak avuçların içi yüze doğru biraz meyilli tutulur ve iki elin arası açık bulundurulur.


RESİM-20
Dua eden bir erkek çocuğu.



RESİM-21
Dua eden bir kız çocuğu.

…Namaz Sureleri…


Fatiha Sûresi

Okunuşu: Elhamdü lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel müstakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.

Anlamı: Hamd, âlemlerin Rabbi, merhametli olan, merhamet eden ve Din Günü’nün sahibi olan Allah’a mahsustur. (Allahım!) Ancak sana kulluk eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizi doğru yola, nimete erdirdiğin kimselerin, gazaba uğramayanların, sapmayanların yoluna eriştir.


Fil Sûresi

Okunuşu: Elem tera keyfe fe’ale rabbüke biashâbilfîl. Elem yec’al keydehüm fî tadlîl. Ve ersele aleyhim tayran ebâbîl. Termîhim bihicâratin min siccîl. Fece’alehüm ke’asfin me’kûl.
Anlamı: (Ey Muhammed! Kâbe’yi yıkmaya gelen) Fil sahiblerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi? Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi. Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.


Kurayş Sûresi


Okunuşu: Li’î lâfi Kurayş’in. Îlâfihim rihleteşşitâi vessayf. Felya’büdû rabbe hâzelbeyt. Ellezî et’amehüm min cû’in ve âmenehüm min havf.
Anlamı: Kureyş kabilesinin yaz ve kış yolculuklarında uzlaşması ve anlaşması sağlanmıştır. Öyleyse kendilerini açken doyuran ve korku içindeyken güven veren bu Kâbe’nin Rabbine kulluk etsinler.



Mâun Sûresi

Okunuşu: Era’eytellezî yükezzibü biddîn. Fezâlikellezî, yedu’ulyetîm. Ve lâ yehüddü alâ ta’âmilmiskîn. Feveylün lilmüsallîn. Ellezîne hüm an salâtihim sâhûn. Ellezîne hüm yürâûne. Ve yemne’ûnelmâ’ûn.

Anlamı: (Ey Muhammed!) Dini yalan sayanı gördün mü? Öksüzü kakıştıran, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse işte odur. Vay o namaz kılanların haline ki: Onlar kıldıkları namazdan gâfildirler. Onlar gösteriş yaparlar. Onlar basit şeyleri (ödünç) dahi vermezler.


Kevser Sûresi

Okunuşu: İnnâ a’taynâkelkevser. Fesalli lirabbike venhar. İnne şânieke hüvel’ebter.

Anlamı: (Ey Muhammed!) Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı, sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir.


Kâfirûn Sûresi

Okunuşu: Kul yâ eyyühel kâfirûn. Lâ a’büdü mâ ta’büdûn. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd. Ve lâ ene âbidün mâ abedtüm. Ve lâ entüm âbidûne mâ a’büd. Leküm dînüküm veliye dîn.
Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: Ey inkârcılar! Ben sizin taptıklarınıza tapmam. Benim taptığıma da sizler tapmazsınız. Ben de sizin taptığınıza tapacak değilim. Benim taptığıma da sizler tapmıyorsunuz. Sizin dininiz size, benim dinim banadır.


Nasr Sûresi


Okunuşu: İzâ câe nasrullahi velfeth. Ve raeytennâse yedhulûne fî dinillâhi efvâcâ. Fesebbih bihamdi rabbike vestağfirh. İnnehû kâne tevvâbâ. Anlamı: (Ey Muhammed!) Allah’ın yardımı ve zafer günü gelip, insanların Allah’ın dinine akın akın girdiklerini görünce, Rabbini överek tesbih et; O’ndan bağışlama dile, çünkü O, tevbeleri daima kabul edendir.


Tebbet Sûresi

Okunuşu: Tebbet yedâ ebî lehebin ve tebb. Mâ eğnâ anhü mâlühû ve mâ keseb. Seyeslâ nâren zâte leheb. Vemraetühû hammâletelhatab. Fî cî dihâ hablün min mesed.
Anlamı: Ebû Leheb’in elleri kurusun; kurudu da! Malı ve kazandığı kendisine fayda vermedi. Alevli ateşe yaslanacaktır. Karısı da, boynunda bir ip olduğu halde ona odun taşıyacaktır





İhlas Sûresi



Okunuşu: Kul hüvellâhü ehad. Allâhüssamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: O Allah bir tektir. Allah her şeyden müstağni ve her şey O’na muhtaçtır. O doğurmamış ve doğmamıştır. Hiç bir şey O’na denk değildir

Felak Sûresi



Okunuşu: Kul e’ûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğasikın izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Anlamı : (Ey Muhammed!) De ki: Yaratıkların şerrinden, bastırdığı zaman karanlığın şerrinden, düğümlere nefes eden büyücülerin şerrinden, hased ettiği zaman hasedçinin şerrinden, tan yerini ağartan Rabbe sığınırım.


Nâs Sûresi


Okunuşu: Kul e’ûzü birabbinnâsi. Melikinnâsi. İlâhinnâs. Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi. Minelcinneti vennâs.
Anlamı: (Ey Muhammed!) De ki: İnsanlardan ve cinlerden ve insanların gönüllerine vesvese veren o sinsi vesvesecinin şerrinden, insanların Tanrısı, insanların hükümranı ve insanların Rabbi olan Allah‘a sığınırım.

13 Kasım 2007 Salı

…Namaz Duaları…

Sübhaneke

Sübhânekellâhümme ve bi hamdik ve tebârakesmük ve teâlâ ceddük (ve celle senâük*) ve lâ ilâhe ğayrük)
* Ve celle senâük yalnızca cenaze namazlarında kullanılır.
Allah’ım! Sen eksik sıfatlardan pak ve uzaksın. Seni
daima böyle tenzih eder ve överim. Senin adın mübarektir. Varlığın her şeyden üstündür. Senden başka ilah yoktur.

Ettehiyyâtü


Ettehiyyâtü lillâhi vessalevâtü vettayibât. Esselâmü aleyke eyyühen-Nebiyyü ve rahmetüllahi ve berakâtühüh. Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Rasülüh.

Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah’a dır. Ey Peygamber! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun. Selam bizim üzerimize ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun. Şahitlik ederim ki, Allah’tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O’nun kulu ve Peygamberidir.



Allâhümme Salli


Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrahime ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidün mecîd.

Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine rahmet eyle; şerefini yücelt. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine rahmet ettiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.


Allâhümme Barik

Allâhümme barik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ barekte alâ İbrahîme ve alâ âli İbrahim. İnneke hamidün mecîd.
Allah’ım! Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine hayır ve bereket ver. İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine
verdiğin gibi. Şüphesiz övülmeye layık yalnız sensin, şan ve şeref sahibi de sensin.


Rabbenâ Âtina

Rabbenâ âtina fid’dünyâ haseneten ve fil’âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn
Allah’ım! Bize dünyada iyilik ve güzellik, ahirette de iyilik, güzellik ver. Bizi ateş azabından koru.


Rabbenâğfirlî


Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mü’minine yevme yekûmü’l hisâb. Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.


Kunut Duaları

Allâhümme innâ nesteînüke ve nestağfirüke ve nestehdik. Ve nü’minü bike ve netûbü ileyk. Ve netevekkelü aleyke ve nüsni aleykel-hayra küllehü neşkürüke ve lâ nekfürüke ve nahleu ve netrükü men yefcürük.
Allahım! Senden yardım isteriz, günahlarımızı bağışlamanı isteriz, razı olduğun şeylere hidayet etmeni isteriz. Sana inanırız, sana tevbe ederiz. Sana güveniriz. Bize verdiğin bütün nimetleri bilerek seni hayır ile överiz. Sana şükrederiz. Hiçbir nimetini inkar etmez ve onları başkasından bilmeyiz. Nimetlerini inkar eden ve sana karşı geleni bırakırız.

Allâhümme iyyâke na’büdü ve leke nüsalli ve nescüdü ve ileyke nes’a ve nahfidü nercû rahmeteke ve nahşâ azâbeke inne azâbeke bilküffâri mülhık.
Allahım! Biz yalnız sana kulluk ederiz. Namazı yalnız senin için kılarız, ancak sana secde ederiz. Yalnız sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız. İbadetlerini sevinçle yaparız. Rahmetinin devamını ve çoğalmasını dileriz. Azabından korkarız, şüphesiz senin azabın kafirlere ve inançsızlara ulaşır.


5 Kasım 2007 Pazartesi

Nasihatler

Peygamberim Hazreti Muhammed (sav) : Allah ve Peygamber sevgisi; dinimizin esası, Allah'a varmanın en kestirme yoludur...

Bu ciddi sevginin anlamı, Allah'ın emir ve yasaklarına, Peygamberimiz (sav)'in buyruklarına ve sünnetine uymaktır.
O halde ey çocuklar!
Kalblerinizi yalancı sevgilerden
temizleyiniz!
Allah ve peygamber sevgisinden üstü
n bir sevgi tanımayınız!

Peygamberimiz (sav)'in Küçüklüğünde Sahip Olduğu Ahlâk

Sevgili çocuklar,
Peygam
berimiz (sav) küçüklüğünde güzel ahlâkla ve kerim sıfatlarla anılırdı. Çünkü O,daima doğru söylerdi, yalan söylemezdi.
İnsanlar emanetlerini ve kıymetli eşyalarını onun yanına bırakırlardı. Ve istedikleri zaman da bıraktıkları
gibi alırlardı. Çünkü onun en büyük sıfatı "el-Emin", yani "güvenilir" olmasıydı.
Peygamberimiz (sav) çobanlık yapardı. Ve rızkını elde etmek için ticaretle de uğraşırdı.
Aktifliği ve çalışmayı çok severdi.

Kimseye kızmaz ve kimseye kötü söz söylemezdi. Güzel edebi sebebiyle daima iyi
muamelede bulunurdu. Kötülüğe kötülükle kar
şılık vermezdi. Affetmek onun şiarı olduğu için, kendisine kötülük edenleri affederdi.
Peygamberimiz (sav) yetim kimselere iyilikte bulunurdu. Zayıflara, fakirlere ve muhtaçlara yardım ederdi. Değil insanlara, hayvanlara dahi eziyet etmezdi. O cömert ve pek merhamet sahibi idi.

Evet sevgili çocuklar,

Siz de daima doğru, güvenilir, yalan söylemeyen, başkalarına haksızlık etmeyen, çalışkan, affedici ve edebli olmalısınız. Olmalısınızki, Resûlullah (sav)'in ahlâkıyla ahlâklanasınız.

Sevgili Çocuklar!

Bizler müslümanız, elhamdülillah... Dünyada bir insanın sahip olabileceği en kıymetli özelliği müslümanlıktır.
Müslümanlığımızı korumanın tek yolu vardır, o da dinimizi öğrenmek ve öğrendiklerimizi yaşantımıza tatbik etmektir. Eğer öğrendiklerimizi yaşantımızda uygulamazsak müslümanlığımızı ve bir günde imânımızı kaybedebiliriz.
İmânı olmayanlar cehenneme giderler. Cehennem cezâ çekme yeridir. Müslümanlar da c
ennete giderler. Cennet insanın her arzusunun verildiği yerdir. Gönlünüzde ne arzu ediyorsanız bunların hepsini cennette göreceksiniz. Cennette bir şeye sahip olmak için paraya gerek yok. Bu, Allah'ın sevdiği kullarına birer ikramı olacaktır. Mesela, babanız size sınıfınızı geçtiniz, diye mükâfat olarak aldığı bisikleti size verdiğinde sizden para alıyor mu? işte Allah da, iyi kullarını cennette böyle mükafatlandıracak. İyi kul olmak için müslüman olmak ve müslümanca yaşamak şarttır.
İbâdetsizlik itaatsizliktir

Çocuklar!
Sevgili Peygamberimiz: "Müslüman ile kâfir arasında en büyük fark namazdır. Namazını terk eden kâfirler gibi yaşar." buyurmuştur. Onun için sakın namazı ihmal etmeyiniz. Anneniz babanız namaz kılmıyorlarsa onları ikaz ediniz. O zaman Allah sizi daha çok sever. Cennetiyle mükafatlandırır sizleri. Cennet en güzel bir yerdir. Kim istemez oraya gitmeyi?.
İbâdetsizlik çok büyük eksikliktir. İbâdet etmeyen Allah'a itaat etmiyor demektir.
Çünkü; İbadetsizlik itaatsizliktir.

ÇOCUKLAR VE BABALAR

6 Yaşında : "Babam her şeyi biliyo..."

15 Yaşında : "Ben de babam kadar biliyorum..."

20 Yaşında : "Babam hiçbir şey bilmiyor..."

30 Yaşında : "Ne de olsa babam o da bazı şeyler biliyor.."

40 Yaşında : "Babamın fikrini sorsam fena olmayacak..."

60 Yaşında : "Babam, çok şey biliyormuş. Ah, hayatta olsaydı da babama danışabilseydim..."